25 Eylül 2017 Pazartesi, 12:42
Osman AKIN
Osman AKIN osman@osmanakin.com Tüm Yazılar

Kırılma noktası

İnsanlık tarihinin kırılma noktaları vardır.

Hatta; toplumların, ülkelerin, şirketlerin, sektörlerinde kırılma noktaları vardır. 19.yüzyılın başında demiryolu insanlık tarihi için birinci sanayi devriminin kırılma noktası olmuştur.

Edison’un elektriği keşfetmesi de öyle.

21.Yüzyıl için ise kırılma noktası üçüncü sanayi devrimi olarak adlandırabileceğimiz bilgisayar ve internettir.

Sanayi devrimleri olarak adlandırdığımız bu gelişmelerin hepsi birçok sektörde büyük dönüşümler yaratmıştır.

Öyle görünüyor ki; önümüzdeki birkaç yıl içinde otomotiv sektörü belki de en ciddi kırılma noktalarından birini yaşayacak.

Elektrikli Araç Teknolojisi otomotivde bugüne kadar yaşanan en büyük sektörel dönüşümlerden birini oluşturacak.

Fosil yakıt teknolojisinden elektrik enerjisine geçiş sadece otomobil üreticileri ve yan sanayini etkilemeyecek. Hatta bunun oluşturacağı domino etkisi çok öngörülebilir bir büyüklükte değil diyebiliriz.

Sadece otomobillere yakıt satan istasyonlarda oluşabilecek değişimi hayal edebiliyor musunuz?

Biz henüz Türkiye’de bu değişimi hissetmiyoruz ama Japonya’da şu anda elektrikli araç şarj ünitesi sayısı 40.00 adet,  benzin istasyonu sayısı ise 34.000 adet.

Özellikle dünyadaki petrol rezervlerinin önümüzdeki 40 yıl içinde tükeneceği öngörüsünü de göz önüne aldığınızda bu dönüşüm sürecinin çok da uzun yıllara sarkmayacağını kolaylıkla görürsünüz.

Otomotiv teknolojisindeki değişim sadece bununla da kalmıyor. Bir taraftan da otonom yani sürücüsüz araç teknolojisi son hızla geliyor. Sadece bu iki teknolojik gelişimi alt alta topladığınızda bugün kullandığımız otomobillerden tamamıyla farklı bir ürün karşımıza çıkıyor. Yapay zekanın kullandığı elektrikli araçlar.

Sonuç ;

Hala kendi markası ve teknolojisi ile otomobil üretememiş bir ülke olarak bu kırılma noktasının ne tarafında yer alacağımız çok önemli.

Ya bu devrim boyutundaki değişimin altında kalırız ya da geçen her saniye geç kaldığımız bu dönüşümü yakalayarak “ Teknolojik Ülkeler” ligine yükselmiş oluruz.

“Teknolojik Ülkeler“ kelimelerini bilerek kullandım. Çünkü 22. yüzyılın “Gelişmiş Ülkeler “ kavramı kesinlikle “ Teknolojik Ülkeler” olacak.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz